Bizim Emir`in bir arkadaşı İngiltere`ye yerleşmiş. Bir de İngiliz sevgili yapmış, 'bir görsen adam lord' diyor Emir. Ama kız geldiği günden beri 'demleme çay' diye diye yerele bağlamış. O lordlar kamarası çocuğa da ezberletmiş, "Nasılsın?" diye sorunca "Gurbetlik çok zor" diye cevap veriyormuş. O günden beri işler boka sardı mı ya da birimiz saçmaladı mı bizde cevap belli: Gurbetlik çok zor!
İstanbul'daki evde sallama Lipton paketini 3 ayda bitiremezdik, burada demlik peşine düştüm gece gündüz çay içiyoruz. Atakan Kuru Kahveci Mehmet Efendi bağımlısı oldu, ben şehrin tüm Marmara Birlik zeytincilerini biliyorum filan. Yurtdışı tatilinde rastladığında 'ııyy yine Türkler, gel başka yere oturalım' diye triplenirken buraya geldigmizden beri Uber şoförünün ismini neşeyle görüp 'iyi bayramlar abi' diye muhabbete dalıyorsun hemen. Özetle daha bir uyumlu, daha bir insan meraklısı oluyorsun galiba uzakta. Bir kaç doz da duygusal galiba.
Bir anda 'yine mi güzeliz, yine mi çiçek' diyince şarkı, sonbahar akşamında, iş çıkışı meyhaneye sektirerek giderken hatırlıyorsun kendini, ah çok güzelsin! Bir türlü herkes denk getiremez ya, sen yine de koskoca bir masa hayal ediyorsun. Kahkahalar kocaman, ah çok güzelsin!
Gurbetlik diye anlattıkları 'özlemek' değilmiş sanırım. Burada günlük hayatın rahatlığını karşılaştıramam. Konseri, müzesi, doğası, sanatı, aktivitesi de öyle. Ama işte bir yama var üstünde, tarifi zor. Bir şarkının, hafızanın köşesine sakladığı bir güzel anıyı ortaya çıkartması galiba gurbetlik dedikleri. O anıya tutunmuş bir Beyoğlu gürültüsü. O gürültüden seçilen bir arkadaşın kahkahası. Kahkahanın önünden uzanıp 'hadi cenazeye mi geldik' diyen bir kadeh, kadehten yansıyan balık çarşısı, köşesindeki sahafın haritalı vitrini, önündeki ince belli bardağı, yanındaki gözlemesi. Bizi biz yapan tüm resimleri hatırlamak gurbetlik dedikleri. Uzaktayken evi özlediğin, gittiğinde ise evde hissetmediğin bir garip ara hal.
Ve onları onlar yapan tüm nefreti, sapıklığı, faşizmi, cehaleti ve vahşiliği hatırlamak gurbetlik. Gittiğinde hayalinde bıraktığın gibi bulamadığın, "Biz neden gelmiştik?" diye sorunca, cevabı malum olan bir ülkeyi, yine de bir umutla sevmek sanırım gurbetlik. Bugün dönsen de, 30 yıl kalsan da, 3 ülke değiştirsen de mutlu olacağın bir özgürlük hali gurbetlik.
İstanbul'daki evde sallama Lipton paketini 3 ayda bitiremezdik, burada demlik peşine düştüm gece gündüz çay içiyoruz. Atakan Kuru Kahveci Mehmet Efendi bağımlısı oldu, ben şehrin tüm Marmara Birlik zeytincilerini biliyorum filan. Yurtdışı tatilinde rastladığında 'ııyy yine Türkler, gel başka yere oturalım' diye triplenirken buraya geldigmizden beri Uber şoförünün ismini neşeyle görüp 'iyi bayramlar abi' diye muhabbete dalıyorsun hemen. Özetle daha bir uyumlu, daha bir insan meraklısı oluyorsun galiba uzakta. Bir kaç doz da duygusal galiba.
Bir anda 'yine mi güzeliz, yine mi çiçek' diyince şarkı, sonbahar akşamında, iş çıkışı meyhaneye sektirerek giderken hatırlıyorsun kendini, ah çok güzelsin! Bir türlü herkes denk getiremez ya, sen yine de koskoca bir masa hayal ediyorsun. Kahkahalar kocaman, ah çok güzelsin!
Gurbetlik diye anlattıkları 'özlemek' değilmiş sanırım. Burada günlük hayatın rahatlığını karşılaştıramam. Konseri, müzesi, doğası, sanatı, aktivitesi de öyle. Ama işte bir yama var üstünde, tarifi zor. Bir şarkının, hafızanın köşesine sakladığı bir güzel anıyı ortaya çıkartması galiba gurbetlik dedikleri. O anıya tutunmuş bir Beyoğlu gürültüsü. O gürültüden seçilen bir arkadaşın kahkahası. Kahkahanın önünden uzanıp 'hadi cenazeye mi geldik' diyen bir kadeh, kadehten yansıyan balık çarşısı, köşesindeki sahafın haritalı vitrini, önündeki ince belli bardağı, yanındaki gözlemesi. Bizi biz yapan tüm resimleri hatırlamak gurbetlik dedikleri. Uzaktayken evi özlediğin, gittiğinde ise evde hissetmediğin bir garip ara hal.
Ve onları onlar yapan tüm nefreti, sapıklığı, faşizmi, cehaleti ve vahşiliği hatırlamak gurbetlik. Gittiğinde hayalinde bıraktığın gibi bulamadığın, "Biz neden gelmiştik?" diye sorunca, cevabı malum olan bir ülkeyi, yine de bir umutla sevmek sanırım gurbetlik. Bugün dönsen de, 30 yıl kalsan da, 3 ülke değiştirsen de mutlu olacağın bir özgürlük hali gurbetlik.
