Araya tatil
girdi, darbe oldu, iş güç çıktı yazamadım. Ama artık elden gelen sadece gülmek
olduğu için duyduğum en bomba darbe gecesi hikayesini Londra’dan bildirmek
istiyorum.
Darbeden bir ay önce Londra’ya
yeni taşınmış bir çift ile tanıştık, pek de sevdik. Başka bir yazıda değinmem
gereken Londra’da ev tutma kabusunu henüz atlatmış, eve interneti yeni bağlatmış,
banka hesabını iki gün önce açmışlar ki mefhum darbe gecesi yaşanmış. Uzaktaki
tüm Türkler gibi büyük endişe içinde, bir elde telefonda aile ile yazışıyor, diğer
yandan online yayın bulup Türk kanallarınız izliyorlarmış.
Bir an yanlarında sadece Türkiye’den getirdikleri kısıtlı bir miktar dışında paraları olmadığını fark edip hemen internet bankacılığını açıyorlar. Amaç swift yapıp önümüzdeki ayların kirasını, yiyecek içecek parasını İngiliz bankasına aktarmak. Fakat banka işlem yapılmasına izin vermiyor. Arkadaş panik içinde, ‘gurbet ellerde mahsur kaldık’ psikolojisi ile kredi kartına saldırıyor. Bakıyor kart hala açık. ‘Yarın bunu da kapatırlarsa aç kalırız, ülkeye girişler de yasaklanır’ diyerek yardırıyor market siparişini. İstanbul’da olan darbeye önlem olarak Londra’da ekmek, makarna stoğu yapıyor. Ertesi gün bilmeden seçtiği ‘torbalanmamış’ 8 kasa yiyecek geliyor eve. Siparişi getiren adam sinirli, donmuş gıdalar dolaba sığmaz halde, evdeki çekmeceler dahil bir dilim ekmek koyacak yer yok. Paket adedi sanıp tahminen kiloyla aldığı dağlar kadar ıspanak da cabası. Bu sefer başlıyor açıkta kalanları pişirmeye. Ispanaklı ekmek adını verdiği ve eşini 2 gün yemeye zorlayıp darbe mağduru ettiği uydurma tarifler dahil, o kadar çok yemek pişiriyor ki, oluşan dumandan yangın alarmı ötmeye başlıyor.

Ben hikayenin bundan
sonrasını gülmekten pek ciddiyetle dinleyemediğim için neler olduğunu
bilemiyorum. Ama Tesco’nun o gece başka büyük sipariş alıp almadığını da epeyce
merak ediyorum.
