by Nuova Roma
Hectic dedikleri bir şey var: Tabiatıyla Yunanca kökenli - Yunanca'daki manası "süreğen, mutat" iken 1900lerden beri anlamı farklılaşmış ve İngilizce'de "hararetli ve kaotik aktivite" için kullanılmış. Süreğen kaosu anlatıyor artık. Koşturmaktan kıçınızın üzerine oturamadığımız zamanların sıfatı olmuş.
Bu gibi günler de haliyle aceleyle metroya ya da başkaca bir toplu taşıma aracına yetişmekle başlıyor. Sabahları yıllardan beri değiştiremediğim uyanamama halinden, yarım saat içerisinde insan selinin içerisine katılma haline nasıl geçiyorum, bunu ben de çok çözemiyorum ama o anda artık önümdeki insan selini yırtarak ilerlemek için gereken tüm bilgiye, donelere, dişlere, tırnaklara ve "excuse meee"lere hakimim.
Derken karşıma o mel'un tabela çıkıyor:
"Keep right". Türkçesi : "Ayıoğlu ayı, insan gibi sağdan yürü, ezme milleti".
Biran evvel ilerlemeye çalışırken, tabelayı gördüğüm anda ezilen ben oluyorum, yavaşlıyorum hemen! İngiliz medeniyeti tüm haşmetiyle karşımda yükseliyor. Lisede ayağımda spor ayakkabı görmüş müdür yardımcısı kraliçenin maiyetine girmiş, elinde mikrofon "Sağdan yürüsene laaaeeaaannn!" diye bağırıyor. Tıpış tıpış sağdan yürüyorum. Zaten Türkiye'de de bazen şerit ihlali yapardım efendim.
Neden sonra farkediyorum ki bu tabela bir müdür yardımcısı tabelası değil. Bu ülkede normal olan soldan yürümek. Ama metronun o bölümünde, sadece düzeni sağlamak için, "Malum hep soldan yürüyoruz ya, bu merdivenlerde sağdan yürüyünüz" demeye çalışmış abi. Amaç "Bi' insan olun arkadaşım!" demek değil katiyen. Müdür yardımcısı bu ülkeye vize alamamış neyse ki. Ama kuralları çiğnemeye az ya da çok meyilli aklım tabelayı "İsmini söylemek istemediğim bazı arkadaşlar, onlar kendilerini biliyorlar, soldan yürüyor" şeklinde okuyor.
Nasıl ki bir İngiliz, metroda her durakta anons edilen "Mind the gap"i duyduğunda bunu basit bir uyarı olarak algılıyorsa, ben basamakta durursam otomatik kapı çarpacak tedirginliğindeyim. Çocukluğumuz Bay Yanlış ve Doğru Ahmet ile geçmiş, kaldırımın sağından yürümemiz için TRT şarkı yapmış. N'edeyim?
Neyse ki bir gün yoğun bir istasyonda, "Lütfen koşmayın" yazısını görüyorum da rahat ediyorum. Ha şöyle anladığım dilden konuşun yahu. Rahatlıyorum.
Hectic dedikleri bir şey var: Tabiatıyla Yunanca kökenli - Yunanca'daki manası "süreğen, mutat" iken 1900lerden beri anlamı farklılaşmış ve İngilizce'de "hararetli ve kaotik aktivite" için kullanılmış. Süreğen kaosu anlatıyor artık. Koşturmaktan kıçınızın üzerine oturamadığımız zamanların sıfatı olmuş.
Bu gibi günler de haliyle aceleyle metroya ya da başkaca bir toplu taşıma aracına yetişmekle başlıyor. Sabahları yıllardan beri değiştiremediğim uyanamama halinden, yarım saat içerisinde insan selinin içerisine katılma haline nasıl geçiyorum, bunu ben de çok çözemiyorum ama o anda artık önümdeki insan selini yırtarak ilerlemek için gereken tüm bilgiye, donelere, dişlere, tırnaklara ve "excuse meee"lere hakimim.
Derken karşıma o mel'un tabela çıkıyor:
"Keep right". Türkçesi : "Ayıoğlu ayı, insan gibi sağdan yürü, ezme milleti".
Biran evvel ilerlemeye çalışırken, tabelayı gördüğüm anda ezilen ben oluyorum, yavaşlıyorum hemen! İngiliz medeniyeti tüm haşmetiyle karşımda yükseliyor. Lisede ayağımda spor ayakkabı görmüş müdür yardımcısı kraliçenin maiyetine girmiş, elinde mikrofon "Sağdan yürüsene laaaeeaaannn!" diye bağırıyor. Tıpış tıpış sağdan yürüyorum. Zaten Türkiye'de de bazen şerit ihlali yapardım efendim.
Neden sonra farkediyorum ki bu tabela bir müdür yardımcısı tabelası değil. Bu ülkede normal olan soldan yürümek. Ama metronun o bölümünde, sadece düzeni sağlamak için, "Malum hep soldan yürüyoruz ya, bu merdivenlerde sağdan yürüyünüz" demeye çalışmış abi. Amaç "Bi' insan olun arkadaşım!" demek değil katiyen. Müdür yardımcısı bu ülkeye vize alamamış neyse ki. Ama kuralları çiğnemeye az ya da çok meyilli aklım tabelayı "İsmini söylemek istemediğim bazı arkadaşlar, onlar kendilerini biliyorlar, soldan yürüyor" şeklinde okuyor.
Nasıl ki bir İngiliz, metroda her durakta anons edilen "Mind the gap"i duyduğunda bunu basit bir uyarı olarak algılıyorsa, ben basamakta durursam otomatik kapı çarpacak tedirginliğindeyim. Çocukluğumuz Bay Yanlış ve Doğru Ahmet ile geçmiş, kaldırımın sağından yürümemiz için TRT şarkı yapmış. N'edeyim?
Neyse ki bir gün yoğun bir istasyonda, "Lütfen koşmayın" yazısını görüyorum da rahat ediyorum. Ha şöyle anladığım dilden konuşun yahu. Rahatlıyorum.



