Çöp ile ilgili ilk dersimiz, herkesin kendi çöpünün, kendisine özel olduğudur. İngiltere'de çöp, mülkün temelidir. Neden? Çünkü çöpü kolay kolay atamazsınız.
Yaşadığın bölgeye göre, haftada 1 gün çöp toplama günü var. Evet bir gün! Evet bütün o çöpü bir hafta bekletiyorsun. Ay evet "piiiss, kokar ayol".
Neyse işte haftada bir kez, çöpleri siyah büyük poşetler ile kovana koyup kapıya bırakıyorsun. Başka renk torbaya koyarsan almıyorlar. Karton, cam, kağıt, plastik diye ayrıştırmazsan, bir haftanın çöpü kutuya sığmıyor. Kutunun dışına taşan çöpü de almıyorlar.
Sonra bir mektup geliyor (bkz. bak postacı geliyor), "çöpünü filan günde kapıya koy. Ayrıştır. Temiz ol, akıllı ol" filan falan... "He bir de biz çöpünü takip edeceğiz. Eğer çok olursa gelip seninle bu konuyu konuşacağız" Elimde mektup, aklımda yandaki karikatür!
Malum eve yeni taşındık. Yer, gök karton kutu. Kapıya koyuyorum adamlar almıyor. Bekle 7 gün sonra daha da çok karton, yine koyuyorum alan yok. Sabah 7'ye saat kurup kalkıyorum. Çöpçü "çoğh da umrumda senin çöbün bacım" minvalinde "Bu çok. Ben alamam. Belediyeyi ara" diyor. Telefon açıyorum, otomatik kayıt çöp için 2'ye basın diyor. Yapıştırıyorum 2'yi." Çöp birimi çok yoğun sonra arayın biiiiippp..."
Velhasıl bahçeyi kaplayan dağlardan kurtulamıyorum ve "eeahh parasıyyla di mi yaa" diyerekten internetten bir şirket buluyorum. Adamlar çöpümü almak için benden 80 pound alıyor. Ben hayatımın en yaratıcı ütülmesinin şokuyla telefonda kimle konuşursam çöbü almaya geliyorum. End of the story!
O kadar kartonu memlekette atsam, 10 dakikaya hepsi kağıt toplayıcılarla giderdi. Bir de üzerine iki yıllık hayır duası alırdım. Efkarım 320TL! I didn't do that.
Yaşadığın bölgeye göre, haftada 1 gün çöp toplama günü var. Evet bir gün! Evet bütün o çöpü bir hafta bekletiyorsun. Ay evet "piiiss, kokar ayol".Neyse işte haftada bir kez, çöpleri siyah büyük poşetler ile kovana koyup kapıya bırakıyorsun. Başka renk torbaya koyarsan almıyorlar. Karton, cam, kağıt, plastik diye ayrıştırmazsan, bir haftanın çöpü kutuya sığmıyor. Kutunun dışına taşan çöpü de almıyorlar.
Sonra bir mektup geliyor (bkz. bak postacı geliyor), "çöpünü filan günde kapıya koy. Ayrıştır. Temiz ol, akıllı ol" filan falan... "He bir de biz çöpünü takip edeceğiz. Eğer çok olursa gelip seninle bu konuyu konuşacağız" Elimde mektup, aklımda yandaki karikatür!
Malum eve yeni taşındık. Yer, gök karton kutu. Kapıya koyuyorum adamlar almıyor. Bekle 7 gün sonra daha da çok karton, yine koyuyorum alan yok. Sabah 7'ye saat kurup kalkıyorum. Çöpçü "çoğh da umrumda senin çöbün bacım" minvalinde "Bu çok. Ben alamam. Belediyeyi ara" diyor. Telefon açıyorum, otomatik kayıt çöp için 2'ye basın diyor. Yapıştırıyorum 2'yi." Çöp birimi çok yoğun sonra arayın biiiiippp..."
Velhasıl bahçeyi kaplayan dağlardan kurtulamıyorum ve "eeahh parasıyyla di mi yaa" diyerekten internetten bir şirket buluyorum. Adamlar çöpümü almak için benden 80 pound alıyor. Ben hayatımın en yaratıcı ütülmesinin şokuyla telefonda kimle konuşursam çöbü almaya geliyorum. End of the story!
O kadar kartonu memlekette atsam, 10 dakikaya hepsi kağıt toplayıcılarla giderdi. Bir de üzerine iki yıllık hayır duası alırdım. Efkarım 320TL! I didn't do that.
No comments:
Post a Comment