Tuesday, 9 August 2016

Çal Keke Çal

Daha İngiltere’ye taşınmak için vizeyi almamışken Coldplay konser biletini yapıştırmıştım. İngilizlik bana her ay yağmur veriyorsa, karşılığını müzikal, enstelasyon ve konser olarak pekala ödeyebilmeliydi. Yağmur indikçe bilet alıyorum. Cepte Timeout aplikasyonu, Songkick alarmı, yarın Londra’nın kepenkleri indirecekler ‘kapattık arkadaşım’ diyeceklermiş gibi konser kovalıyorum.

Benedict beni
Öbür taraftan ise dil uçuklatacak adamlar laleddain konsere çıkıyordu, bir kısmı bu şehirde yaşıyordu ve ‘birine yolda rastlarım da tanımam’ endişesi tüm benliğimi kaplamıştı. Brad Pitt’i köşedeki B&Q’da poşetlerken gördüklerinden ve Benedict Cumberbatch’i metroda fotoğrafladıklarından beri ‘ünlü beni’ diye bir çiğlik sarmıştı dört bir yanımı. Hatta adını bilmediğim kadınla herkes selfie çekiyor diye ben de çekmiş, sonra etraftaki muhabbetten adını kapmaya çalışmıştım (bkz. Sandra Gogglebox instagram postum)

Coldplay günü Özge, ben, Atakan konser başlamadan 1,5 saat önce stada gittik. Hayvanus kuyruklarda sefil olacağımızı, çoktan arkalara kaldığımızı düşünürken sallana sallana içeriye girdik. Karşılaştığımız tek kuyruk içki standlarındaydı (evet konserde içki içiliyordu ve bu ihtimali hafızamızdan silenlere bin bela okumadan geçmedik elbet). Saha içindeki binlerce alkollü adamla birlikte 2 saat boyunca itiş-kakış olmadan ve ter kokusuna bulanmadan konser izlerken ben adeta Royal Flarmoni’nin bizzat kendisiydim.

Gipsy Kings beni
İkinci salaklığımı ise Kew Gardens Gipsy Kings konserinde sergiledim. Kew kraliyetin botanik bahçesi (bendeki tek referans otoyol yanında 30 bitkili Nezahat Gokyigit botaniş bayçe) Biletin üzerinde alanda piknik yapabilirsiniz ama hayvanlık etmeyin, galonla içki sokmayın, edepli olun minvalinde açıklamalar yazıyordu. Azınlık Türkleri olarak üçüncü şişe içkiyi sokarsak ayıplanacağımızı ve utançla sınır dışı edileceğimizi düşünerek bir su, iki bira alana gittik. Güneşi gören bizon sürüsü gibi alana yayılmış İngilizler piknik masasından yemekle dolu buz kutusuna kadar tüm nevaleyi Kraliyetin caanım çimenlerine yaymıştı. Yaşlı teyzeler coşkuyla dans ediyor, çocuklar arkada top oynuyor, orta yaşlı İngilizler iki oynayıp üç bira gömüyor, Gipsy Kings sahneden Volare Volare çalıyordu. Yine ayarı tutturamamış. asil olalım diye sefil olmuştuk. Zaman coşkuyla eğlenip aradaki farkı kapama zamanıydı. O vakit dönüp bağırdım Gipsy’ye ‘Çal Keke Çaaalll’

4 comments:

  1. Keke bi daha bilet alırken bize de ses edin. Sizin asil sefilliklerinize eşlik edebiliriz.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Sefaletimizi sereflendirirsiniz. Bir dahakine soz

      Delete
  2. Çok güzel :))) keyifle okudum ellerine sağlık canım 😙

    ReplyDelete
  3. Bacım şart oldu. Bi daaki keke şeysine ben tost standı kurarım. Geeeeel salçalı bunlar. Hele hele

    ReplyDelete