Çal Keke Çal
Daha İngiltere’ye
taşınmak için vizeyi almamışken Coldplay konser biletini yapıştırmıştım.
İngilizlik bana her ay yağmur veriyorsa, karşılığını müzikal, enstelasyon ve
konser olarak pekala ödeyebilmeliydi. Yağmur indikçe bilet alıyorum. Cepte
Timeout aplikasyonu, Songkick alarmı, yarın Londra’nın kepenkleri indirecekler
‘kapattık arkadaşım’ diyeceklermiş gibi konser kovalıyorum.
 |
| Benedict beni |
Öbür taraftan ise
dil uçuklatacak adamlar laleddain konsere çıkıyordu, bir kısmı bu şehirde
yaşıyordu ve ‘birine yolda rastlarım da tanımam’ endişesi tüm benliğimi
kaplamıştı. Brad Pitt’i köşedeki B&Q’da poşetlerken gördüklerinden ve Benedict
Cumberbatch’i metroda fotoğrafladıklarından beri ‘ünlü beni’ diye bir çiğlik
sarmıştı dört bir yanımı. Hatta adını bilmediğim kadınla herkes selfie çekiyor
diye ben de çekmiş, sonra etraftaki muhabbetten adını kapmaya çalışmıştım (bkz.
Sandra Gogglebox instagram postum)
Coldplay günü Özge,
ben, Atakan konser başlamadan 1,5 saat önce stada gittik. Hayvanus kuyruklarda
sefil olacağımızı, çoktan arkalara kaldığımızı düşünürken sallana sallana
içeriye girdik. Karşılaştığımız tek kuyruk içki standlarındaydı (evet konserde
içki içiliyordu ve bu ihtimali hafızamızdan silenlere bin bela okumadan geçmedik
elbet). Saha içindeki binlerce alkollü adamla birlikte 2 saat boyunca
itiş-kakış olmadan ve ter kokusuna bulanmadan konser izlerken ben adeta Royal
Flarmoni’nin bizzat kendisiydim.
 |
| Gipsy Kings beni |
İkinci
salaklığımı ise Kew Gardens Gipsy Kings konserinde
sergiledim. Kew kraliyetin botanik bahçesi (bendeki tek referans otoyol
yanında 30 bitkili Nezahat Gokyigit botaniş bayçe) Biletin üzerinde alanda
piknik yapabilirsiniz ama hayvanlık etmeyin, galonla içki sokmayın, edepli olun
minvalinde açıklamalar yazıyordu. Azınlık Türkleri olarak üçüncü şişe içkiyi
sokarsak ayıplanacağımızı ve utançla sınır dışı edileceğimizi düşünerek
bir su, iki bira alana gittik. Güneşi gören bizon sürüsü gibi alana yayılmış
İngilizler piknik masasından yemekle dolu buz kutusuna kadar tüm nevaleyi
Kraliyetin caanım çimenlerine yaymıştı. Yaşlı teyzeler coşkuyla dans ediyor,
çocuklar arkada top oynuyor, orta yaşlı İngilizler iki oynayıp üç bira gömüyor,
Gipsy Kings sahneden Volare Volare çalıyordu. Yine ayarı tutturamamış. asil
olalım diye sefil olmuştuk. Zaman coşkuyla eğlenip aradaki farkı kapama
zamanıydı. O vakit dönüp bağırdım Gipsy’ye ‘Çal Keke Çaaalll’
Keke bi daha bilet alırken bize de ses edin. Sizin asil sefilliklerinize eşlik edebiliriz.
ReplyDeleteSefaletimizi sereflendirirsiniz. Bir dahakine soz
DeleteÇok güzel :))) keyifle okudum ellerine sağlık canım 😙
ReplyDeleteBacım şart oldu. Bi daaki keke şeysine ben tost standı kurarım. Geeeeel salçalı bunlar. Hele hele
ReplyDelete