Başka bir ülkeye taşınmak, sigarayı bırakmak gibi. Nikotinin vücudu terk etmesi 3 gün ama beynindeki kahve-sigara, alkol-sigara, ‘uçağa binmeden aman bir sigara’ bağlarını koparmak aylar sürüyor. Gittiğin ülkeye getirdiğin bağlar 30 yıl düğümlenmiş 30 düğümlü sicim, bir ‘abrakadabra’ ile çözülmüyor. Süpermarkette bir yandan telefonla konuştuğun arkadaşına ‘yani alıştık artık buralara’ derken Dünya Lezzetleri rafında karşılaştığın Albeni çikolata, ‘nah alıştın, kapat şu telefonu!’ diye azar çekiyor. Bir ‘arada kalma hali’ icinde, bildiğin ezberler burada geçmiyor.
Bodrum’da yazlığı kapatırken bırakmaya kıyamadığı Begonvil’i ‘bu yaz da pek azdı namusuz keh keh’ diye seven emeklinin bir ümitle kırdığı dal gibisin. Hanımın ‘tutmaz İstanbul’un karında kışında’ sözlerine aldırmadan sarıp sarmalanıp götürülecek, ilk fırsatta tanımadığın toprakla buluşacaksın. Karda seni doğru sarmazlar, toprağına kar değdirirlerse tutmazsın. İşin garibi, 6 ay geçip de bahar gelmeden kök saldın mı, filiz verecek misin kimse bilemez. Bir bahar filiz vermekle de olmaz tabi, her sene boy atacaksın, yeni dallar vereceksin, mor çiçeklerin çoğalacak, dayanıklılığın da artacak ama o iklimin çiçeği olamayacaksın. Her kış, her karda seni doğru sarmazlarsa, köklerin kavrulacak. Başka bir iklimden geldiğini mutlaka hatırlayacaksın, her şey hatırlatacak. Üzgünüm ama raftaki Albeni haklı, ‘nah alıştın’
Köklerini hatırlatan bağlar kimi zaman bir şarkıyla, kimi zaman Bozcaada gibi esen bir rüzgarla, kimi zaman hiçbir şeyi hatırlatmayan ama ‘annem görse bayılırdı’ dediğin güzelliklerle kendini hatırlatıyor. Kendine daha çok dışarıdan bakmaya başlıyorsun. Adeta elini kolunu yeni keşfeden bebek gibi bilmediğin duyguları keşfediyor, sürekli bir oldurma çabasının içinde acizliğine kızıyorsun.
Her şey yepyeni, gezip görecek çok şey var, günlerin de keyifli aslında ne yalan söyleyeyim. Ama an geliyor aldığın keyiften mahcubiyet duyuyorsun. O sokakta özgürce yaşını yaşayan genç kızları görünce köklerinde düğümlenmiş çocuk gelinlerden mi, Ankara Garı’nda kaybettiğin üniversite öğrencilerinden mi, tecavüzcüsüyle evlendirilen gencecik kızlardan mı utanacağını şaşırıyorsun. Bir anda gözün doluveriyor, bir boğazın düğümleniyor, elinle makyajını dağıtmadan damlaları siliyorsun. Bir iç çekiyorsun ve bu kışı da atlatıyorsun. Bir dahaki kışa kısmet artı
k
No comments:
Post a Comment