Monday, 26 February 2018

Hoşçakal Münir Baba

Her eve bir televizyon devrimli küçük Amerika mahallesine doğan her seksen kuşağı çocuğu gibi bolca Yesilçam filmiyle büyüdüm. Çok kanallı televizyona geçilmişti ama televizyonun yok ettiği sinema endustrisi seks filmleri üretmeye başladığı için yayınlayacak yerli içerik yoktu. Yabancı diziler tüm programı doldurmuyordu, yerli dizi endüstrisinin anlamsız uzun bakışmalı senaryoları keşfine ise daha çok vardı. Yani aşkam İstiklal Marşı’nın üstüne çıkan o necefli maşrapayı ekrandan kaldıracak yatırım vardı ama içerik yoktu. Hal böyle olunca dayadılar sanatçılara bir kuruş telif ödemek zorunda olmadıkları bedava Yeşilçam filmlerini. Biz çocuktuk ve masum aşklar, mutlu sonlar, siyah ve beyaz gibi ayrılan iyiler ve kötüler içinde büyüyorduk. Sokaktan arabesk, zorbalık ve bencillik bangır bangır yükseliyordu ama biz Yeşilçam çocukluğumuzda Tarık Akan ile Sultansuyu’nda Gülşen Bubikoğlu’nu öpüyor, Adile Naşit ile gıdaklayarak kaybolan elmasımızı arıyor, Seferoğulları’ndan Suphi’ye uyuz oluyor ve Zeki Alasya ile Ali Rıza denen pezevengi arıyorduk. 

Çocukluk bitip bizi sokağa saldıklarında gördük ki baş karakterleri çoktan Nuri Alço ve Erol Taş kapmıştı. Hem devrime, hem aşklara hem de tanıştığımız her yeni çevreye bir gömlek romantik kaldık. Hayata kolay kırılmamız ve “bağzı” şeylere kahroluşlarımız hep bu Yeşilçam filmlerindendir hakim bey! İşte bu yüzdendir Münir Özkul yittiğinde dün, hepimizin babası da yitti biraz. Yoksul ama yoksun olmayan Yaşar Usta’nın koruduğu çocuklarıydık. Şimdi benim de “sana iki çift lafım var beyim”
Bil ki bizim için mutluluk parayla alınan değil, sakızdan bedava çıkan bir çıkartmadır. Başarılarımızı anlattığımız değil başımıza gelen saçmalıkları kahkahalarla paylaştığımız masalardır aşkla kurulduğumuz. Ünvanlı değil vicdanlı insanları severiz. Hayatın bizi kırdığı hızda kurarız rakı sofrasını. Ve bir avuç toprak bulsak umut yeşertir, elini tutacak birini bulsak göğe bakarız. 


Hoşçakal Münir Baba. Bir Cuma sabahı işyerinin ortasında durup ağladık sana. Seninle yiten iyi insanlara, bugün yokluğuna yandığımız naifliğe bir kez daha ağladık. Beni hayat kırmadı hakim bey, çok Yeşilçam filmi izlemem ve gerçekten inanmamdır sanırım suçum…

No comments:

Post a Comment